26.07.2012

Bakarken

Çok hüzünlü gelmişti bana yalnız yürüyüşü. Başını eğmiş, gözleri yerdeydi. Belki kendini mutluluktan salmıştı çimlere. Ben hüzün dediğim bakışlar belki dalgın bir aşktı. Ama gene de o sallana sallana yürürken ellerinden tutmak istedim.

‘şşş!’ demek istedim. ‘tamam geçti’ demek onu omzuma yaslarken. Belki de kırılıp çok içmişti, çünkü tanıdık bir boşvermişliği vardı. Geçici. ‘bende yaşadım.’ demek istedim bu kadına. ‘yarın tekrar başlayacak, o zamana kadar uyu koynumda.’

İnanır mıydı bilmem… kıskanmamak istedim ama olmadı. Ben kırılırken kimse dikkat etmezdi çatlaklarıma. Oysa bu kadında incinmişlikler hem öyle belirgin hemde öyle saydam duruyordu ki. Kendimi alamadım onun yalnız yürüyüşünden. Bir ben mi fark ediyorum diye baktım çevreme. O uzaklaşıp araya mesafe katarken daha da hüzünlü geliyordu. Ve garip bir şekilde ona bunu öyle yakıştırmıştım ki başka şekilde dikkatimi çekemezdi.

Seslenemedim o yüzden. İçim, çığlıklar at gözlerini yerden kaldırsın, derken bile.

19.07.2012

Evlenmiş

Kadın ekrana donup kalmış bakarken beyninin içinde aynı cümle dolanıyordu; ev len miş

Geriye yaslandı, gülmek istiyordu garip bir şekilde ama önce sigarsına uzandı. Bir yazı bu kadar mı keskin olur, dedi içinden. Farklı anlamlar çıkarmaya hazırdı ama çok açıktı her şey. Onu bıraktığı gibi bulmamıştı. Dünyasını kendisinden başkasına açmıştı, bunun için söz vermişti, imza atmıştı. Artık o adam, yazıştıkları gecelerdeki gibi tek başına yatağa girmiyordu. Göz ucuyla da kendi yatağına baktı, tek kişilik yatağına…

Ya ne bekliyordun, diye sordu kendine, elbet olmucak mıydı bu? bir ilişki yaşamaktan korkan iki eski sevgiliden biri evlenmiş. Ya ne bekliyordun? Seni çağırmasını mı? Belinde kırmızı kurdelesi olan gelinliğe birde sen mi altın takacaktın? Göbek mi atacaktın düğününde?

Evli kelimesi bir insana bu kadar mı yakışmaz? Kadın defalarca düşündü onun bu yeni halini, kurguladı kaç kez… işten yeni gelip çantasını yere koyarken karısını öptüğünü, tv karşısında yayılırken kolunu karısına doladığını, sabah kahvaltıda konuşmadan yemek yiyişlerini, gece yatarken odalarının ışığını nasıl kapadığını bile düşündü.

Onun evlendiğini idrak edebildiğine göre kendi hisleri geldi aklına, sahi ne hissediyordu? şaşkınlıktan başka bir şey yoktu. Sanki dünyadaki tüm hisleri kaldırmışlar ve bir tek bunu bırakmışlar.

 Düşünmeye devam etti.

Sol elinde artık alyansı olmalıydı. İçinde de karısının ismi yazılı mı? geceleri alyanslı eliyle karısına sarılıyor mudur? Bu düşünceyi kafasından atmak için hızla salladı başını iki yana. Aklından çıkmalıydı, gece birbirlerine karışan nefesleri, her an birbirine değen tenleri, belki de o tenin üstündeki artmayan başlayan terleri… işte şimdi dünyasına bir his daha girmişti, acı…

İkinci sigarasına uzanırken telefonu çaldı. Cıvıl cıvıl ses, donuk bir iyiyimle karşılaşınca ne olduğunu sordu. ‘’Evlenmiş’’ dedi kadın.

Birkaç şaşkınlık nidalarından sonra konuşma günlük hayata kaymıştı bile. Kadının beyninde ise hala aynı cümle dolanıyordu. Aklına diğer evli çiftleri getiriyordu, onun nasıl bir koca olduğunu düşünürken bir hışımla ‘’kapamam gerek telefonu’’ dedi. Tabii ya, belki çocukları da olurdu.

Hiç düşünmüş müydü kendisinin o adamdan çocukları olmasını? Hayır düşünmemişti. Evleneceklerini bile düşünmemişti. Aslında geleceğe dair hiç hayalleri olmamıştı onunla.

Ne garip, dedi kadın. Birbirimizden farklı, yakından izlememize izin vermediğimiz hayatlar yaşıyoruz. Gene de tam kopmamak için birkaç cümleyle özet geçiyoruz, sıradan bir arkadaşımızın yazılarını okur gibi okuyoruz hatta okuduğumuzu da belli etmiyoruz. İşte bu yüzden merak etmemeliyim o kadını, gecelerini, mutluluğunu. Biz birbirimize bunun yasağını koyduk.

resim              steve hanks

Bir sigara daha yaktıktan sonra yatağına uzandı, tek yattığı yatağına.

18.07.2012

Başlamadan bitenler

Biraz da tatsız ilişkilerden bahsedeyim dedim. Yaşadım yada yaşandı yakınımda. İşin eğlencesindeyim yazarken.

Ahtapot burcu

Tenhada ve baş başa kalınan zamanlarda bu insanın kollarının çoğaldığını görürsünüz. Sinemada tam konsantre film izlerken lonk diye kolu düşer boynunuza. Rahatsız olursunuz, yapmacık bir gülümsemeyle geri çekilirsiniz ama nafile. Daha da yakınlaşmaya çalışır hiçbir isteğiniz yokken.

Yada evinizde, cafe de ciddi bir konuşma içindeyken adamın elini belinde hissedersin. Kibarca geri itip konuşmana kaldığın yerden devam ederken o el birden kalçanda olur, gene beline çıkar, sonra başka el göğsünde olur, onu itersin ensende bir el çıkar. İşte o zaman dersin, bu adamın 2 kolu yok, benden sakladığı kolları var ve tenhada çıkartıyor işte! Üstelik tekrar tekrar itişlerine rağmen o oyun yaptığını sanar. Söylersin, cilve sanar. Seni yatağa atmak istiyorsak, uzatmayız direk atarız zaten. Ne cilvesi gerizekalı.

Buna benzer diğer türde nolur eve gidelim insanıdır. Aslında bu zamanda bir insanın bu kadar umutlu olması beni mutlu ediyor. Bugünüm iyi geçsin, diye bile bir umudum yok benim ama herifin akan salyalarına rağmen bir kadının evine gelme umudu var. Kıskanıyorum, bende dünyaya bu erkekler gibi sevgi dolu bakmak istiyorum. İnsanları, film izleriz valla ya, gibi boktan yalanlarla kandırabilme olasılığının gözümü döndürmesini istiyorum. Çok şey mi hı?

 Beni seç

Malını satmaya uğraşan iyi bir pazarcı modunda kendisini anlatır. Kaçmak için ‘dönüşte uğrarım’ dersin, seni görür de ‘e abla domateslerimize bakacaktın’ ısrarlarını dinlememek için her zamanki yolunu değiştirirsin.

-yatakta harikayım. Aslanım Kaplanım. En az 1 saat. 2011 yılında şu kadar şu kadar kadınla birlikte oldum. Günde birkaç kere birlikte olmak istiyordum ama eski karım istemiyordu, yoruluyormuş.

-klitorisin yeri nerede?

-ee ımm?

-sıradakiii!

10 parmak 10 marifet

Şimdi 1 erkeğimiz 2 kadınla tanışmıştır. Birinci kadına aşk istemediğini, eğlenmek istediğini, onu cinsel açıdan beğendiğini söyler. İkincisine ise ciddi bir ilişki istediğini, günlük ilişkilerden bıktığını ve aradığı kadını bulduğunu söyler, uğruna aşk sözcükleri döker. Yani böyle donanımlı, farklı bir erkek. Yandan bakarsan ıssız adam, önden bakarsan niyeti ciddi.

Her neyse, bu erkeğimiz aynı anda bu iki kadınla mesajlaşmaktadır. Birinci kadına telefonda erotik mesajlar atar kendi kendine.
Ama aynı zamanda da ikinci kadına da ders çalıştığını, bu yoğun dönemde aklından hiç çıkmadığını, o olmazsa hiçbir şeyden zevk almadığını yazar.

Bu iki kadınla mesajlarını ikisine de ortak ve tek doğru şeyi söyleyerek o günü bitirir:
 ‘’duşa giriyorum.’’

Oysa bilmez ki bu iki kadın yan yanadır ve çook gülüyorlardır.

8.07.2012

Biliriz de...



Hadi ama itiraf edelim. Aslında biliriz, neden şehir dışlarını tercih ederiz. O adam seni terk etmeden önce, o kadın uzun tırnaklarıyla kalbini ezmeden önce ve özgürlüğün 4 duvar arasında seni bu kadar yormuyorken aslında o kadar da kötü değildi bu şehir. İçinden uyumaktan başka bir şey gelmiyorken, sigara paketleri bu kadar dizilmemişken kötü değildi.

Ama giderken bahanen tamamen başkaydı. İş, okul, gereklilikler… İstesen söylerdin asıl sebebini ama insanların yapmacık samimiyetinden sıkıldın.

 Seni çok seven ailene belki anlatamazdın özgürlüğünü nasıl sevdiğini. Her şey yerinde gözüküyorken ruhunun nasıl da o her şeyden uzaklaşmak istediğini. Belki bilmez istemezler de- bilirler…

Yeni bir başlangıç olsun dedin, başka telaşlarım olsun dedin, belki zamanla orda mutlu olurum da dedin kendine. O sahilde onu tekrar görebilirim heyecanını tatilde şehre geri döndüğün zamanlarda yaşamak istedin. Belki de o şehre onunla gidecektin. Hayallerine sıçana kadar. Bavula bilerek koymadın değil mi fotoğrafları, giysileri… şimdi sakince gülümsüyorsun da yapabilsen başında kırardın o bavulu koyduğun eşyalarla birlikte.

İyiyim burada dersin de gece burnunda tüter o şehir. Her şey yolunda anne ya dersin de, bir şarkı gözlerini doldurur. Çok seven insanlar vardır da belki çok sevdikleri için kaçarsın. Bizde dinleriz iyi olduğunu-başka bilmez istemeyiz.


biliriz biliriz de... bizimde kabul etmemiz gerekir zamanında neden kaçtığımızı.



öylesine

Sanırım bundan 7-8 ay evel garip bir dönemindeydim. Depresyon demek de komik geliyor ama öyleydi sanırım. Hani bazı reklamlarda ‘şimdi işi daha da zorlaştırmak için suyun içine buz koyuyoruz, leke zor çıksın diye giysimizi iki kez çamura batıyoruz’ diye uğraşıyorlar ya, dert arıyorlar hani kendilerine. Aynı onlar gibiydim. İnsanları ittim uzaklaştırdım kendimden. bu dönemi yaşarken çok değil 2 ay sonra şans mıdır nedir, işler tıkırına girdi.

Oluyor ve geçiyor yani aniden. Bitmez gibi gelen sıkıntılar bitiyor. He bunu niye yazdım? öyle zamanlarda bunların da biteceğini unutuyoruz. olur da gene yaşarsak işte kanıt derim, geçiyor derim kendi kendime.

Sarhoşluğu seviyorum. İçmesini bilen insanların sarhoş hallerini izlemek zevk veriyor. Saatlerce oturup seyredebilirim. Kendince dansları, sohbete girmeye çalışmaları, çenelerinin düşmesi… normalde daha çok dinleyiciyimdir ama sarhoşken işler değişiyor… fazla konuşmuyorum gene ama bilirsiniz bir cesaret geliyor. blogun o votka kısmı da buradan çıktı. Sessiz sessiz uçarken geceleri kafamı attırıp alkolle güldüğüm şeyler var, ne yapayım süpürgeyi.


5.07.2012

Sevmediğim huylarımı kurusun diye güneşin altına astım...

                   Komşunun balkonuna düştü. Yanaklarım kızardı onları ipten düşmüş, beyaz mermerin üzerinde görünce. Meğer amacım ne olursa olsun kurtulmak değilmiş.

Evin içinde döne döne planlar yaptım. ‘pardon sevmediğim birkaç huyum balkonunuza düşmüş, alabilir miyim?’ Geri istemesem ne olacaktı? Ya çöpe atardı yada gelip sorardı sizin mi diye. Ama o zaman da fazla kurcalanmış olmaz mıydı kıskançlığım, utangaçlığım ve diğerleri? Tekrar balkondan sarkıp baktım onlara. Benim olmalarına değil de onları düşürmüş olmama kızdım.

Merdivenlerden inip zile bastım. Kapıyı o açtı. Merhabalaştık, rahatsız etmemin sebebini söyledim: balkonunuza ımm bir şeylerim düştü de alabilir miyim? Tabii, dedi gülümseyerek, içeri çağırdı. Kahve yapayım içeriz de dedi, uzun zamandır görüşmüyormuşuz. Salona geçerken kapısı açık yatak odasını gördüm. İç geçirdim, aklıma gelmedi de değil; bu yatakta kimlerle sevişmiştir… duraksadım, içimde hiçbir şey kıpırdamamıştı. Şaşkın şaşkın bakışlarımı görünce ne olduğunu sordu. Tabii ya, kıskançlığım da balkondan düşmüştü. Ondandı bu içimdeki sakinlik…

Getireyim düşürdüklerini, dedi. Ben alırım! diye fırladım yerimden. Görmesini istemezdim kesinlikle. Balkon kapısını açtığım gibi koştum yanlarına. Cebime tıkıştırdım ama hepsi sığmadı, bir tanesini avucumun arasında sakladım. Telaşıma şaşkın şaşkın bakıyordu, diğer elimin tırnaklarını yemeye başladım. Ah utangaçlığım…

Eve geldiğimde avucumun içindeki derimi kemiriyordu. Hangisi bu diye elimi açıp baktım. Gülümsedim. Ee baş başa kaldık gene yalnızlık korkum. Diğerlerini de takıp bir sigara yaktım.