5.07.2012

Sevmediğim huylarımı kurusun diye güneşin altına astım...

                   Komşunun balkonuna düştü. Yanaklarım kızardı onları ipten düşmüş, beyaz mermerin üzerinde görünce. Meğer amacım ne olursa olsun kurtulmak değilmiş.

Evin içinde döne döne planlar yaptım. ‘pardon sevmediğim birkaç huyum balkonunuza düşmüş, alabilir miyim?’ Geri istemesem ne olacaktı? Ya çöpe atardı yada gelip sorardı sizin mi diye. Ama o zaman da fazla kurcalanmış olmaz mıydı kıskançlığım, utangaçlığım ve diğerleri? Tekrar balkondan sarkıp baktım onlara. Benim olmalarına değil de onları düşürmüş olmama kızdım.

Merdivenlerden inip zile bastım. Kapıyı o açtı. Merhabalaştık, rahatsız etmemin sebebini söyledim: balkonunuza ımm bir şeylerim düştü de alabilir miyim? Tabii, dedi gülümseyerek, içeri çağırdı. Kahve yapayım içeriz de dedi, uzun zamandır görüşmüyormuşuz. Salona geçerken kapısı açık yatak odasını gördüm. İç geçirdim, aklıma gelmedi de değil; bu yatakta kimlerle sevişmiştir… duraksadım, içimde hiçbir şey kıpırdamamıştı. Şaşkın şaşkın bakışlarımı görünce ne olduğunu sordu. Tabii ya, kıskançlığım da balkondan düşmüştü. Ondandı bu içimdeki sakinlik…

Getireyim düşürdüklerini, dedi. Ben alırım! diye fırladım yerimden. Görmesini istemezdim kesinlikle. Balkon kapısını açtığım gibi koştum yanlarına. Cebime tıkıştırdım ama hepsi sığmadı, bir tanesini avucumun arasında sakladım. Telaşıma şaşkın şaşkın bakıyordu, diğer elimin tırnaklarını yemeye başladım. Ah utangaçlığım…

Eve geldiğimde avucumun içindeki derimi kemiriyordu. Hangisi bu diye elimi açıp baktım. Gülümsedim. Ee baş başa kaldık gene yalnızlık korkum. Diğerlerini de takıp bir sigara yaktım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder