30.09.2012

Öylesine

Anlatmak istediğim bir şeyler var gene. Başım da hafif dönüyor. Konuşmanın zamanı yani, hoşuna gitmezse sabah sarhoştum saçmaladım derim. hı? Tadını çok sevdiğimden dolayı mı dizili sanıyorsun bu içkileri. Yoksa sıkılıyor musun artık elimde siyah poşetle eve geldiğimde?

Biliyor musun, nedir şu kadınların sevmekten korkan erkeklerden çektiği? Oysa çok bir şey de istemiyorlar bence. Hani karanlıkta bir yere dokunmaya çalışırken belki sevdiği insanın ellerine değmek istiyor kadın. Yoksa her şey tamam hayatlarında.

Ne garip değil mi, bazen sabaha kadar bir yatağı paylaşamıyor insan hemen öncesinde aynı zevki paylaşsalar da. Ruhumuza dokunulmasından ne kadar çok korkuyoruz. Uykuda yakaladığımız o sakinliği uyuyan başka bir bedenin yanına yatıramıyoruz. Oysa sıcacık bir şefkati deli gibi özlemişidir. Ama ilk aşktan sonra, kırılmamak adına defalarca kırabiliriz sevdiğimizi.

Birde, sevdiğin şeyleri rahatlıkla söylemeni kıskanıyorum bazen. Ben kaybetme korkusuyla susuyorum çoğu zaman.

24.09.2012

mutualizm

Bu ara bir nişandır düğündür gitti. Tabii artan evliliklerle birlikte sorular da artıyor: ‘’eee darısı başına. Sen nişanı nasıl düşünüyorsun votka, gelinliğini düğününü zartı zurtu nasıl düşünüyorsun???’’

Evlilik hakkında pek yorum yapamam da sevgiliyle yaşamak hakkında kısacık birkaç bir şey yazabilirim.
Beraber kaldığımız ilk zamanlarda her gün birkaç kez sevişip öyle uykuya dalarken zamanla ‘şu yemeği yapalım, şu sosu deneyelim’ tıka basa yemek yiyip kardeş kardeş uyumaya dönüştük. Kendimi uzun yıllardır birlikte olup her gün sevişen olmaz diye sakinleştirmeye çalışıyordum. 

Yemeğe gelince, adam çok güzel yemek yapıyor ama 2 kişiye değil de 12 kişiye yapıyor gibi bir mutfak bırakıyor ardından. Bir keresinde tencerenin içinde canlılar yaşamaya başlamıştı. Ama son zamanlar hiç pis değildik.

Birde çok sürprizli bir insan olduğum için(!) evin ummadığı bölgelerinde kuru yemiş, sigara, içki saklıyorum. Hepsini o yemesin/içmesin ben yiyeyim diye. Cimriliğin bu kadarı yani. Ama böyle böyle zengin olan insanlar var.

Kavgaların az olması için sanırım herkesin evin içinde bir köşesi olmalı. İnsan yalnızlığını özleyebiliyor çünkü. Gece uykumun arasında gözlerimi açtığımda bazen ona sinirleniyordum. Bir tekmeyle yataktan atasım geliyor, sanki biraz uzaklaştırırcasına. Gülümsüyorum sonra, uyurken elimi tutuyor. Birde sabah onunla, kokusuyla uyanmak var. Stresli bir şekilde eve geldiğimde beni kollarının arasına alıp uzun uzun konuşması var. birde huzur falan...
Neyse burada bitiriyorum.

20.09.2012

Sanırım

Kokusu burnuma uçardı. Derin derin nefesler çekerdim havadan kokusunu çalarcasına. Ve kokunun kaynağına, boynuna kıskançlıkla bakardım. Elleri dokunurdu da parmaklarımı çekemezdim mıknatısından. Ve bazen dar koridorda yan yana geçerken kendimi ona yaslardım da bakışlarını görünce ne yaptığımın farkına varırdım.

Vücudumun yaşadığını hissediyordum onu gördükçe. Benden ayrı, sanki özgürlüğünü ilan etmiş gibiydi her organım. Mutlu oluyordum bu kadar canlı olmalarına. Yanaklarım pembeydi çoğu zaman, kalbim hızlı, ellerim hareketli. Dudaklarım devamlı tadını istiyordu. Meğer hayal gücüm bir yere saklanmış da aşık olmamı beklemiş. Meğer kendimde sevdiğim ne çok şey varmış.

Sarhoşum, aklıma geldi. Sanırım böyle bir şeydi ilk başlarda aşk

17.09.2012




Bugün çıkarıp iz bırakmazsam teninde, tırnaklarımın ne gereği var?

Bunu düşünüp duruyordum yüzüne gülümserken. Öyle yapmacık bir gülümsemeydi ki birkaç saniye sonra silinip gitmesi gerekirken yapışıp kalmıştı dudaklarıma. Keşke dedim, keşke tırnaklarımda böyle yapışaydı yüzüne. O tatlı yüzüne. Sakallarının biraz üstüne.

Bin tane plan yaptım. Aklıma ilk gelen orada yere yatırıp bacaklarımın arasında sıkıştırmaktı seni. Yada tenha bir yere çekip ‘hadi karşı koy!’ demekti düğmelerini çözerken. Ama sinirlerimi bozuyordun ve öfke ile arzu arasında gidip geliyordum. Aklıma geliyordu; Saçlarımı sırtımdan alıp göğüslerimin üzerine atardın, dudağını çıplak kalan ensemde gezdirirdin. Şimdi ben o lanet dudaklarını kanatana kadar ısırmazsam, dişlerimin ne anlamı var?

6.09.2012

Bazı geceler


                                                                                                                                                          2009

Bazı geceler beceriksiz bir el göğsümün içindeki etlerle oynuyor sanki. O gecelerde sabah bir türlü gelmiyor. Odanın içinde defalarca dönüyorum, bir şeyler içimi oyarken.

Korkuyorum. Ya yıllar geçtikçe huysuz, iki aşığı el ele görüp somurtan, kimsenin mutluluğuna sevinemeyen bir kadın olursam? Bundan sonra kaç kişiyle daha seviştim biliyor musun. Belki tekrardan sevebilirim diye. Belki bu sefer o sakin aşkı bulurum diye.

Ama yalnızlığımı içeren hücrelerim sanki masanın sivri kenarlarına çarpmış gibi sızlıyor.