26.03.2013

zaman zaman


yatağımdan sarkmış özlemi toparlayamıyorum
kılıfına sokamıyorum! sen kokulu yastıkları
bir kadın dans ediyor içimde topuk tıkırtılı
endişeleniyorum.
yalnızlık uzun tırnaklarını geçiriyor duvarlarıma
üzerini örtecek bir anı bulamıyorum
bir kadın simsiyah saçlarını salıyor penceremden
sakinleştiremiyorum.
hayalinle tutkulu geceler geçiriyorum
seni arzudan boğmalı mıyım
yoksa ilişmemeli mi sana yangınlarım
bilmiyorum.
bir kadın seni anlatıyor masal diye
uyuyakalıyorum.


16.03.2013

iyi bok yer

Cüzdanında kimsenin resmini taşımaz. Biraz yabani. İnsanı anlamlardan anlamlara sokan güzel cümleler kuramadı hiç. Üniversitede kızaran yanaklarını kesmeyi planladı. Bir gece herkes uyurken sessizce halledecekti bu işi.

Tek başına gezmeyi de sevmezdi. Kendisiyle bir yere gittiğinde sanki yeni tanıştığı biriyle ne sohbet edeceğini bilmeden öyle duruyormuş gibi hissederdi. Sohbet konusu açmaya çalışırdı kendine. Biraz sudan çıkmış balıktı.

Bir zamandan sonra kontrol deliliği başladı. Makarnaya eşit sos dökmeyen bir sevgilisiyle sürekli kavga etti. Yatağın yarısından fazlasını kaplayan adamları tekmeleyip aşağı attı ve her defasında ‘aa pardon’ dedi. Kavga anında sevgilisine kitap fırlatıp, sonra yan odaya geçip ‘çok acımış mıdır’ diye kendine de vururdu.

Daha sonra bir adamla tanıştı. Adamın aşık olduğu ilk kadınmış. Onda iz bırakmadan ayrılmayacağım, dedi. Tırnaklarını uzatıp kötü kadın kahkahası attı. Onunla evin her köşesinde sevişti, mutfak tezgahında, halıda, balkonda. Yetmedi, adamı başka şehirlere sürükledi. Ve sonra o adama aşık oldu. Biraz dengesizdi.

Geçenlerde sahile inmiş. Önünden 2 kız çocuğu 1 baba geçti. Kızlar küçücük, babalarının elinden tutmuşlar, tatlı tatlı konuşuyorlar bir ağızla.

İç çekti. Kendisine benzeyen küçük kızıl saçlı kız çocukları istedi. Huylarının da özellikle sevdiği adama çekmesini istediği... Zamanında bazı hissedemediklerini unutturacak gibi geldi, yüzü güldü. Ama uzun sürmedi de. Kötü giden hayatının, belki de gerçekleşmeyen hayallerinin acısını çıkarırcasına çocuklarına sarılan ebeveynler var. Sarılırken iki göğsünün arasında çocuklarını boğan.  Gözleri korkuyla açıldı.

Eli çantasındaki doğum kontrol haplarına gitti, 16. hapı yuttu. Tehlike geçmişti. Eve gidip makarna suyu koydu.


4.03.2013


Sımsıkı kapattığım kapının altından içeri sızmış. Sinsince. Hep gece olur ne olacaksa. Özellikle gece bulur yalnızlık. Saldıracağı anı iyi bilir.

Odamın tavanının bir köşesine yapıştı kaldı. Ben yatakta dönüp durdukça o büyüyor sanki. Bazen öyle bakıyor ki gözlerimi kaçıracak yer bulamıyorum. Korkum tüm odayı ele geçirmesi. Çünkü ele geçirdiği bir erkekle tanıştım. Onun hayatına girip çıkabilirsin kafana estikçe. Ama bir yerde en çok yalnızlığını sever. Sanırım yalnızlık sımsıcak kucaklı, kalçalarını hünerle oynatan bir kadın, Tabii onu istediğinizde. Bazen benimde içine girip kaybolasım geliyor. Ama sorun şu ki, bazen.

Ve sanırım birini gerçekten sevene kadarki yalnızlıkla, onsuzluğu tadıp her gün çay misali yudumladığın yalnızlık farklı. İçimde ciyak ciyak bağıran bir his var.