10.10.2013

evvel zaman içinde

sanırım dedikleri gibi, aşk ve nefret arasında ince bir çizgi var.
önce kim kimi oyuna düşürdü, bilmiyorum. kafamda hep hızlı geçiyor o anılar.
ama başlarken bile sakin huzurlu değildi hikaye.
en keskin bunu hatırlıyorum; onu orada ilk gördüğüm an.
hayatıma tutku diye bir şey girdi. ilk kez.
akşamında, yüzüme gülümsemişti, 'masum bir yüzün var.' sonra saçlarımı geriye atmamı istedi fotoğraf makinesini ayarlarken.
garip ama insan o an biliyor. bir yerden bodoslama atlar gibi bir şeyler değişecek ve insan o an hissedebiliyor.
onu öyle, kurcalamadan seviyordum. ondan önce bildiğim pek bir şey yoktu zaten.
(belki de bu yüzden ilk aşkların yeri başka. onda bir avuntu, daha öncekilerin eksik kalmışlarını aramazsınız. bir şeyleri tamamlama koşuşturması yoktur onda.)
hiçbir yaraya bahane aramıyordum bu yüzden. ve sonunda kırılacağımdan emindim de, onu kırabileceğimi hiç düşünmemiştim.
bazen işler düşünüldüğü gibi gitmiyor.
bundan sonrası, bazı şeylerin kopmasından ibaret. gururdan, çekişmeden ve arada rol kapan nefretten.
her neyse, konu bitişi değildi.
aşk diye bir şey varmış, onu öğrenmiştim. şimdi bilip de yok diyemiyorum tabii.
ama birde çizginin öbür tarafı varmış.

6.10.2013

Bazı delilik anlarım var benim. Sonra hatırladığımda yanaklarım kızarıyor, kalbim bir süreliğine atmıyor falan.  Dikkat ettim de çok utandığım anları yazıyorum ama yayınlamadan siliyorum. Ehh dedim, bir yerden başlamam lazım.



Evde olmadığımız zamanlarda sevgilim, başbaşa kalmak isteyip yer bulamayan gençlere duyarlı biri olduğundan bir arkadaşına anahtarı veriyordu. O arkadaşını da sevgilisini de pek sevmem. Arada biz evdeyken de gelseler, hadi neysee.

Gene anahtar verilmiş bir günün akşamın da eve döndük. Ama aramız bozuk. Bu yüzden de birkaç gündür bana hiç dokunmuyor. Ki bu konuda biraz hassasım. Güzel, romantik cümleler yerine sıcacık bir kucaklanmayı tercih ederim mesela. neyse. Fırtına öncesi sessizlik gibi dolanıyoruz evde. Hani her şey üst üste gelir ya, öyle bir dönemdeyiz.Ve böyle zamanlarda patlama ufak bir şeyden çıkar. O gün de öyle oldu.

Banyoya bir girdim ki yerler ıslak. Detay manyağı biri olarak hemen şampuanlara, vücut jellerine baktım. Evet, yerleri değişmiş. Belki sevişmediler bile, ama patlıcak bir şey bulmuştum. Bir hışımla yanına koştum çocuk gibi,
‘’bunlar banyoda sevişmişleer.’’ diye.
Gözlerini bilgisayardan kaldırmadan ‘’olabilir.’’ dedi, hafif gülümseyerek.
Nasıl olabilir?! Ben sevişemiyorum elalem banyoda fayanslara dayanıyor.
‘’hadi biz de banyoya girelim.’’ dedim.
‘’işim var şimdi.’’

Boşver işi, yok olmaz’lardan sonra sinirlendim. Canımı sıkan şu birkaç günlük soğukluk ve bunu görmemezlikten gelmek. Ve tartışmaya başladım. Önünden bilgisayarı alıp fırlatasım var ama içinde oyunlarım var kıyamıyorum. Olan bana olur. Bende sesimi yükseltiyorum gitgide.


Başını bilgisayardan hiç kaldırmayıp, karşılık vermeyince iyice çıldırdım ve üzerine uçtum. Beni uçarken gördüğü anlardan biri. Üzerine çıkar çıkmaz vurmaya tekmelemeye başladım. Bir yandan da ağlıyorum. Yazarken utandım ama o an umrumda değil. İstememesini yediremiyordum. Ve sanırım azınca başka bir kadına dönüşüyorum.

Ben debelenmeye devam ederken bir eliyle iki bileğimi kavradı, diğer koluyla da bacaklarımı sardı. Bende yüzüme gelen kısımlarını ısırmaya başladım. Bir müddet sonra yoruldum tabii ama bir yandan da hakaret ediyorum, yenilir yutulur cinsten değil. Açıkçası nasıl sessiz kalıyordu bilmiyorum.


Biraz uzağa çekilip bana öyle baktı ki, ‘bu kadın deli!’ dediğini hissedebiliyordum. Yerde saçını başını yolan bir kadın düşünün. Onun o bakışıyla hıçkırığım daha içten çıkmış olmalı, kollarını uzatıp koynuna çekti. Başımı boynuna bastırdı. Hiç bir şey söylemeden sıkıca sardı. Şefkat gibi bir şey hissettim, başka ne yapsa o kadar iyi gelemezdi. Koynunda mışıl mışıl uyumuşum.

Sanırım arada şefkati unutuyoruz. Ve ne kadar benim ihtiyacım yok falan desem de,  var.

Bir ara burnumla oynuyordu, uyandım. ‘’kendine geldin mi?’’ dedi.
‘’evet’’ diye mırıldandım.

Sonrasında (güzel şeyler sırasında diyeyim:), kalçama öyle bir şaplak indirdi ki 1 güne yakın kıçımda elinin iziyle gezdim.

Ama tüm o kavga iyi oldu mu, oldu. Ufak bir şeyden kavga çıkması asıl büyük sorunları bir süreliğine örtüyor.