26.07.2014

2

Teklifi etmesinin ve ertesi gün bir yüzüğü parmağıma geçirmesinin ardından kafam bir garipti. Bir yanıt vermediğimi anlamamış mıydı yada hemen sonraki sevişmeyi evet olarak mı kabul etmişti, bilmiyorum.. Onu seviyordum, aramızdaki bağı biliyordum, o yüzden bu yüzüktü teklifti prosedürden ibaret geliyordu.

Olsa da olurdu, olmasa da olurdu bunlar. Yanımda olduğu müddetçe sorun yoktu–
derken

‘’benim gitmem gerek.’’ dedi. Şehirdışında hiç düşünmediği şey olmuş, bittiğinde de buraya dönecekmiş. Aslında biliyordum, biliyordum da...

Onu bin parçaya bölmek istedim. Bin parçaya bölüp sahilden denize atmak istedim.

‘’tabi gitmelisin,’’ dedim en anlayışlı sesimle.
Ertesi gün sesim kısıktı, gözüm de kurbağa gözü.


Küçükken bir yerden duymuştum, istanbul’da köprüden geçerken üstünde dilediğin kabul olabilir diye. Normalde aileyle bir yere giderken surat asardım ama köprüden geçicez dediler mi ooo tamam hemen giyiniyorum. Şimdi kazık kadar olmuştum ama o köprünün üzerinde her defasında ‘’dönsün’’ diye diliyordum. –o kadar vahim.

Yürümeyeceğini düşünüyordum. 


Ben dokunmatik bir kadınım sanırım, dokunarak onunla daha güzel iletişim kuruyorum ve benim için uzak mesafenin nasıl işkence gibi geldiğini anlatamam… bu yüzden sık sık gelirdi, sonra daha sıklaştırıp 2 haftada  bir gelmeye başladı. Geldiği gibi kendimizi odasına atardık. Ve şakayla karışık alınarak ‘’beni bunun için mi seviyorsun?’’ diye sorardı.

Onu neden çok sevdiğime hiçbir zaman sebep bulamadım. sanırım olması gereken de bu. Ama ona bunu söylediğimi hatırlamıyorum.

Tam 7 ay sonra orayı bırakarak geri döndü. artık herşey çok güzel, iyi derken, bu sefer de ben

contaları yaktım.

1 yorum:

  1. .Blogunuzu blog keşif etkinliği sayesinde keşfetme fırsatı buldum ve takibe aldım :) bu etkinlik sayesinde birçok güzel blogtan haberdar oluyoruz :) Benim bloğuma da beklerim :D
    http://tasarimkaravani.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil