29.09.2014

sevgili sağ yumurtalığım

ilk defa jinekolojik muayene oldum. bunca yıldır şaapıyordum ama gitmedim. aslında doktora pek gitmem. artık yeter, deyip götürürler genelde. sağolsunlar, neyse.

her gün bir adet test alıp geliyordu beyefendi. en sonunda, böyle olmayacak gidiyoruz, dedi. randevu gününe kadar düşünce gücüyle regl olmaya çalıştım, olmadı. artık mecbur gideceğiz. -ne kandan boktan konular ama sağlam bir mideye sahibim. mesela regl mi oldum, yatağın üzerine bir çarşaf daha atar bakarım işime. ıy iğrenç evet.-

biraz makyaj yaptım, yaşım büyük gözükürse eleştirilerinde daha insaflı olur belki diye. netten muayene yorumlarını okumak gibi bir hata yapıp korkumu arttırdım. fakat malum koltuğa uzandığımda hiç garip gelmedi. hayatta bundan daha garip gurup pozisyonlara giriyoruz, neyse.

doktor, duvara yansıttığı görüntüyü gösterip, ''bak bu senin rahmin. burada bebek büyüyor. bu da sol yumurtalığın. şimdi diğer yumurtalığına dikkatli bak.'' dedi.

beni bana anlatma doktor bey, diyecektim ki... canım sağ yumurtalığımda simsiyah bir şey var. kistmiş. ama strese bağlı olabilirmiş. korkulacak bir şey değil, diye hemen ekledi doktor. artık suratım nasıl bir hal aldıysa.

kontrole gideceğim. ücretsizmiş. kabul, bunu duymak teşvik edici.

27.09.2014

silmek üzere yazıyorum

bu aralar kendi kendime pek dertleşiyorum. sevdiğimden değil, sanırım yalnızım. çok cool olduğumdan sevgilimle de konuşmam bunları. geçen küvette sıcak suyun etkisinden biraz çözüldüm, ''sen de olmasan çok yalnız hissediyorum...'' dedim. ''evet, biliyorum'' dedi. bir daha da anlatmam...

nasıl koyduysa bana o 'evet', gittim facebook açtım ilk kez. görüşmediğim arkadaşlarımı görürüm belki bu bahaneyle dedim, kendimin ne mal olduğunu unutarak.

ardından salondaki koltuğu oynatmaya devam etmeye (bir gariplik var, bir türlü nereye koysam olmuyor) ve evde ne varsa onları karıştırıp yemek yapmaya geri döndüm.

insanlar -ne bileyim anne- baba, cenazede rastlanan akrabalar, bavulumu görünce mutlaka soran bakkal amca, komşular falan- nikahlı sevişme istemiyorlar mıydı? e iyi işte bi yerden başlayalım dedik...  meğer tüm tantana bundan sonra başlıyormuş... oysa işi kolaylaştırmaları gerekmiyor muydu? yok erken yok geç yok maddi durum... bir anda samimiyetsiz bir şekilde kıymete biniyorsun ama yalnızlık konusunda bir değişim yok.

-gene de kendime not ettim, sevdiğimiz insanlara hayatı kolaylaştırmalıyız. en azından bunu onlara biz yapmalıyız.-


anladım ki tartışmalardan beslenenler var. (yeni mi anladın?) vücuda alınması gerekli aminoasitler gibi, belli aralıklarla buna ihtiyaçları var. birde tartışma öncesinde alkol almam için özellikle ısrar ediyor. gerek yok, beni ayık kafayla da rahatlıkla yenebilir. artık kolay pes edip inime kaçıyorum.

bunlar aramızda kalsın.