30.04.2015

döngü

‘’Faturalar gelmiş.’’ diye seslendi eve girdiğinde. Elindeki kağıt hışırtısını duyuyordum. Boşveeer şimdiii, diye yatak odasından bağırdım. Sesimin yayıklığını merak etmiş olacak ki odanın başında belirdi. Yerdeki şarap şişesine baktı,

‘’Erkencisin.’’

Aslına bakarsanız geç bile kalmıştım. 2 gündür doğru dürüst yemek yemiyordum, 3 gündür çoğunlukla ağlıyordum, 4 gündür de sevişmiyordum. Belki biraz kafam dağılır diye öğlen bir kız arkadaşımla buluşmuş ama o da ‘neyin var’ diye sormadığı için bir şey anlatmamıştım. -Bu da huy işte- Ve o bıdı bıdı konuşurken ben de eve döndüğümde beyefendiye yapacağım hain planı kurmakla meşguldüm.

Bakışlarımı erotik bir hale getirmeye çalışıp yüzüne diktim –alkolden dolayı nasıl baktığıma emin değilim gerçi-. O da ayakta öylece yüzüme baktı. Ne söyleyeceğini, ne yapacağını kestiremediğinden emindim. İçimden geldiği gibi davrandım. Üstümdeki örtüyü atıp ona çırılçıplak gülümsedim.

Ve beklenilen tepki saniyeler içinde geldi…

Bir yağmur sonrası sessizlik, bir bahar sabahı, bir yaz akşamı, bir şeyler vardı odada. Öyle ki bizim yaşlı buzdolabı bile takırdamıyordu. Sigara içmek için yerimden kalktım ve yakarken masanın üstündeki faturalara baktım.

O huzurlu dakikalar bir an sekteye uğradı.  Buzdolabından ses gelmeye başladı, yerdeki tozları gördüm ve taşınırken bu kadar eşyayı ne yapacağız, diye geçirdim. Birkaç ay sonra düzenimiz bozulacak.

Kafamın içinde neden bu kadar telaşla çalıştığını anlayamadığım bir bölge tekrardan görev başına geçmek istiyordu ki, hayır, bir şişe daha açmaya karar verdim.

24.04.2015

birkaç aydır kandırılıyormuşum. birde akıllıyım diye gezinirim. aslında bana denilebilecek birçok şeyin farkındayım o yüzden bunu geçip olayı yazacağım. rahatlayabilmek umuduyla.

benimki okulu uzattıkça uzattı. birde ev tuttuk, o yüzden işe girdi, sonra işe kendini kaptırdı derken bu yıl okul kesin bitecek diye anlaştık. çünkü.. çünkü bazı planlar vardı işte.

bu süreç benim için biraz sancılı geçti. çünkü.. bunu da yazmak istemiyorum çünkü şuan ki acım daha ağır basıyor. ve bazı geceler onu uyandırıp korkularımdan bahsederdim. o da her şeyin yolunda olduğunu söylerdi ve uyumaya devam ederdim.

meğer hiçbir bok yolunda değilmiş. bugün normal-rutin kavgamızın sonunda bir şey itiraf etti. hiçbir dersi vermemiş. inanmadım, çünkü nerdeyse her gün tekrar tekrar sormuştum bunu. ve planlara kaldığımız yerden devam ediyorduk.

'kaybetmekten korktum' dediğinde ise öğürdüm. ve koltuğu başından aşağı geçirmek istedim. sanki çizgifilmlerde böyle bir şey olurdu, bir yerden koltuk düşerdi ve başı koltuktan dışarı çıkardı, bilmiyorum, öyle bir görüntü canlandı. gücüm olsa belki denemek isterdim, çünkü daha önce sehpa fırlattım. ama bunun yerine kusmaya gittim.

orada rahat bırakmadı. notlarını göster, dedim. girmedi, girmedi, yazıyor. meğer adam okulu bırakmış.

e sen benim yanımda çalışıyordun, dedim. evet, dedi.
e sabah sınava gidiyordun, dedim. otobüse binip dönüyormuş.

şu an sinirden gülüyorum :)))  ben bu adamla büyüdüm diyebilirim kaç yıldır birlikte olduğumuzu düşünürsek. nasıl bana uzak olabildi, canımı acıtan tek bu. ve onu daha önce kimseye eleştirmedim, ilişkimizin detaylarını olaylarını cartını curtunu kimseye anlatmadım, o yüzden buraya yazayım, rahatlayayım sonra unutup geçmek istiyorum.

birde işleri yoluna koymak var, hadi bakalım.

5.04.2015

ıslak kurabiye ve yalnızlık

Birilerinin birilerini becerdiğini, eğlendiğini, içtiğini, gezdiğini ve daha birçok aktivitede bulunduğunu düşünürken kurabiyeleri fırına verdim. Beyefendinin gelmesine daha 1 saat var.

Ne yazık ki sevgilin varsa yalnız değilsin, düşüncesi hakim olduğu için ya da kendimi böyle teselli ettim, her neyse, bu kurabiyeler gene bitmeyecek. 2 kişi bir yere kadar yiyebiliyor çünkü. Önceleri insanları gelin içeriz, diye çocuğa şeker verir gibi kandırmaya çalışıyordum. Ama artık kabullendim.

Bilmişliğimi, huysuzluğumu ve aksiliğimi düşünüp harmanladığım bir gecede aklıma şöyle bir görüntü geldi; uzun burunlu, uzun çeneli, çatık kaşlı, kazanında kurabiyeler yapan bir cadı. Ne yalan söyleyeyim azıcık kırıldım. İnsanlara attığım 0.5lik adımları da atmayacağım işte, dedim.

Eskiden, samimi değil, böyle şey mi olur, bik bik bik diye etrafa bok atardım ama sonuçta sabahtan akşama kadar evde yalnız olan benim ve öyle ki bırakın çiçeği böceği, bardakla mumla konuşmaya başladım. Sanırım değişmeyeceğim de...

Ama hani, gene de, canın ıslak kurabiye falan çekerse yani, burada var. Boşuna dışarıya para verme diye diyorum sadece.