5.06.2015

mission failed

Bir curcunanın içindeyim. Düğündü bu. Herkes takmış takıştırmış, sıkışık masalarda yerlerini alıyor. Düzgün bir şey giymiş olsam bari, diye elbiseme bakıyorum. Sırtı popoma kadar açık bir elbise giymişim.  Hemen kendimi rolüme kaptırıp kıçımı sallaya sallaya yürümeye başlıyorum. Kimin düğünü bu diye bakınıyorum, uzun sürmüyor, bir yakınımın düğünüymüş. Bilmem kaçıncı evlilik yıldönümü düğünü bla blası. Böyle saçma şey mi olur, derken sinsi kuzenim geliyor. ‘’Altın takman gerekiyormuş.’’ diye sırıtıyor ağzını gere gere.

İğnelemede usta başka bir yakınım da asık suratımı görüp yanıma geliyor. ''Daha çok düğüne katılacağız.'' diyor. İnsan düşmanına söylemez.

Sinirle arkamı dönüp yürümeye başlıyorum, topuğum elbisemin ucuna takılıyor, yere devriliyorum. Tüm o akrabalar başımda toplanıyor. Kaldırsınlar diye bekliyorum, yok. ‘’Ayyyyy, gene içmiş.’’ diyor içlerinden tiz sesli biri.

‘’Hayıırr, içmedim.’’ Bir yandan da ayağa kalkmaya çalışıyorum ama başım dönüyor, ayaklarım ip gibi birbirine dolanmış. İçtim mi acaba?

Bir şekilde kendi başıma ayağa kalkıyorum, başım dik gururla ayrılmayı planlıyorum ki tutup kolumdan oturtturuyorlar bir masaya. ‘’Deli misiniz nesiniz, gidip oynasanıza.’’ diyorum. Normalde otururken göremezsiniz bunları.

‘’Ah yazık, ne yapacaksın votkagülcüm, neler planlıyorsun.’’ diye sorguya başlıyorlar. Etrafın kararıp tepemizden aşağı bir ampül inmesini bekliyorum…

‘’Baaak, çeyizine ne aldım’’ diye çantasından bir şeyler çıkarıyor bir teyze. Düğünün ortasında. El işi bir don! Ki o an aklıma bir şey geliyor…

-Aylar önce bir yakınımın çeyiz alışverişine katılmaya zorlanmıştım. Ve kayınvalidesi kıza iç çamaşır takımı almıştı hatta ayaküstü denetmeye çalışmışlardı. Beynimin içinde bir ses ‘nedennn nedennn’ diye sayıklarken gözlerimi yuvalarına sokmak bana kalmıştı, çünkü her şey herkes normal davranıyordu. ‘’Çok kalabalık, başım ağrıyor,’’ demiştim de (zaten bir işe de yaramıyordum) beni çiçekli böcekli hayatıma geri salmışlardı. Birkaç gün tamamen çırılçıplak sevişerek o karanlık olaydan arınmıştım.-

Tam o sırada önümden yakın bir arkadaşım geçiyor. Durduruyorum onu, ‘‘Birlikte yaşamayla evliliğin ne farkı var ki. Anlatacağım onlara.’’ diyorum onay beklercesine. Hiçbir şey demeden yüzüme bakıyor hatta biraz garipsiyor. Nasıl? Onu da ele geçirmişler!

Çok tanıdık bir müzik çalmaya başlıyor ve etrafımdakiler yavaş yavaş silikleşiyor. Ve sonunda uyanıyorum.

Annem arıyormuş. Annelerin içine doğuyor bir şekilde :)



4 yorum:

  1. Evlilik ve birlikte yaşamak arasındaki tek fark birinde devletten ortak yaşam, seks vb şeyler için izin alıyorsun diğerinde o izin yok. Başkalarına hesap verme gereksinimi duymadan yaşıyorsun işte oh mis ki daha ucuz bir yol bu ahahahaha. Rüyan korkunçmuş yalnız iyi annen arayıp uyandırmış yoksa kimbilir daha neler görürdün :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evliliğin öncesinde olan isteme, söz, nişan, düğün binbir tane tantana ve imza olmasa birlikte yaşamayla bir farkı yok bence. ama bu haliyle evlilik boşa gerginlik ve biraz korkutucu geliyor bana -ki ikisinde de amaç aynı olmasına rağmen.

      Sil
    2. Evet evlilik kesinlikle çok pahalı! Tek imza olsa bir nebze iyi de öncesiyle birlikte baya bir iş.
      birlikte yaşamak bir de kişiyi psikolojik olarak da rahat tutuyor. Atıyorum ayrılık konusundaki bürokrasi çok daha meşakkatli ya da ailelerin tepkisiyle uğraşmak falan. Evlilik söz konusu olunca beklenen çocuk da aynı şekilde. Hayır sanki çocuk yapmak için evleniliyor.

      Sil